Araştırmalara Göre Pandemi Döneminde Kendine Zarar Verme Davranışları Artıyor

Araştırmalara Göre Pandemi Döneminde Kendine Zarar Verme Davranışları Artıyor

İntihar içermeyen kendine zarar verme, özellikle gençler ve genç yetişkinler arasında yaygındır ve yeni araştırmalar, pandemi sırasında daha yaygın hale gelmiş olabileceğini söylüyor. Kendine zarar verme davranışı, duygusal sıkıntıyla başa çıkmanın zararlı bir yoludur ve insanlar genellikle bu davranışı saklamaya ve utanç veya suçluluk duymaya çalışırlar. İnsanlara sağlıklı başa çıkma yöntemleri konusunda yardımcı olmak için, genellikle psikoterapiyi de içeren etkili tedaviler mevcuttur.

Yakın tarihli bir araştırmada, majör depresyonu olan üniversite öğrencilerinin üçte birinden fazlasının intihar amaçlı olmayan kendine zarar verme geçmişine sahip olduğunu bulundu.

(1) Son birkaç yıldaki verilere bakıldığında, kendi kendine zarar vermede önemli bir artış bulundu.

(2) Araştırmacılar tarafından pandemi döneminde kendine zarar verme davranışı ile hastaneye başvuran ergenlerin sayısının arttığını bulunmuştur. Ayrıca, ebeveynler tarafından tanımlanan şekilde cep telefonlarının aşırı kullanımının, ergenlerin kendine zarar verme davranışlarıyla önemli ölçüde ilişkili olduğu da bulunmuştur. Pandemi sırasında gençlerin ebeveynleriyle ve akranlarıyla olan ilişkisi ve bağlanma biçimleri kendine zarar verme davranışlarıyla ilişkilendirildi.

Kendine zarar verme, Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı’nda (DSM-5) ayrı bir ruhsal bozukluk olarak sınıflandırılmamıştır. Kendine zarar verme davranışı, bir kişinin "beş veya daha fazla gün boyunca, vücudunun yüzeyinde kanama, morarma veya ağrıya neden olacak bir şekilde kasıtlı olarak kendi kendine zarar vermesidir". Birey, genellikle bu davranışın olumsuz bir duygudan kurtulmak,  kişilerarası bir zorluğu çözmek ve/veya olumlu bir duygu hissedebilmek için yapar. Genelde bu davranış intihar niyeti ile ilişkili değildir ve kişilerdeki beklenti, bu yaralanmanın sadece küçük fiziksel zarara neden olacağı yönündedir.

Ortalama kendine zarar vermeye başlama yaşı yaklaşık 13'tür ve bazı araştırmalara göre kadınların erkeklere göre kendine zarar verme olasılığının daha yüksek olduğu görülmüştür. Büyük bir uluslararası araştırma, kendine zarar vermenin en yaygın nedeninin, düşünce ve duygulardan kurtulmak olduğunu, yaklaşık yarısının yalnızca bir veya iki atak geçirdiğini ve yarısından biraz fazlasının, en yaygın olarak bir arkadaştan yardım istediği bulunmuştur.

Kendine zarar verme genellikle diğer zihinsel sağlık koşullarıyla birlikte ortaya çıkar. Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre, ruh sağlığı kliniği hizmetlerine erişen 10 ila 64 yaş arası bireyler üzerinde yapılan bu araştırmaya göre yakın zamanda bir ruhsal bozukluk tanısı almış olmak belirli bir risk faktörü olabilir. (3) Çalışmaya göre risk faktörü olarak özellikle, depresyon, kişilik bozukluğu ve madde kullanım bozukluğu tanıları belirtilmiştir. Ayrıca kadınlar ve 17 ila 25 yaş arasındaki insan popülasyonunda kendine zarar verme riski daha yüksektir.

Sizin veya çevrenizdeki birinin kendisine zarar verme düşünceleri varsa veya bu konuda endişeleriniz varsa lütfen acilen bir psikolog ya da psikiyatriste başvurun.

 

Kaynakça 

  • Kang, L. ve ark. (2021).  Majör depresif bozukluğu olan lisans öğrencilerinde intihar amaçlı olmayan kendine zarar verme: Psikososyal faktörlerin rolü. Afektif Bozukluklar Dergisi, 290, 102-108.
  • Rahman, M., ve ark. (2022). New York'taki Medicaid Ruh Sağlığı Kliniği Müşterileri Arasında Kasıtlı Kendine Zarar Vermenin Öngörüleri. Afektif Bozukluklar Dergisi, 299, 698-706.
  • Gillies, D., ve ark. (2018).  Ergenlerde Kendine Zarar Vermenin Yaygınlığı ve Özellikleri: 1990-2015 Toplum Temelli Çalışmaların Meta Analizleri. Amerikan Dermatoloji Akademisi Dergisi, 57(10), 733-741.